Bilgi,Tarih,Edebiyat : Hazır Kısa Cevaplar - Türkçe,Edebiyat,Tarih,Teknoloji,İnternet,Şiir,Eğlence ve Yararlı Olan Bilgiler... - Blogcu



Hazır Cevaplar Hazır Cevaplar Hazır Kısa Cevaplar

...Hazır Cevaplar...

 

 Hazır Cevaplar - 1
Hazır Cevaplar - 2
Hazır Cevaplar - 3
Hazır Cevaplar - 4
Hazır Cevaplar - 5
Hazır Cevaplar - 6
Hazır Cevaplar - 7
Hazır Cevaplar - 8
Hazır Cevaplar - 9

Hazır Cevaplar - 10

Hazır Cevaplar Hazır Cevaplar Hazır Kısa Cevaplar,Hazır Cevaplar Hazır Cevaplar Hazır Kısa Cevaplar,Hazır Cevaplar Hazır Cevaplar Hazır Kısa Cevaplar,Hazır Cevaplar Hazır Cevaplar Hazır Kısa Cevaplar,Hazır Cevaplar Hazır Cevaplar Hazır Kısa Cevaplar,Hazır Cevaplar Hazır Cevaplar Hazır Kısa Cevaplar,Hazır Cevaplar Hazır Cevaplar Hazır Kısa Cevaplar,Hazır Cevaplar Hazır Cevaplar Hazır Kısa Cevaplar,Hazır Cevaplar Hazır Cevaplar Hazır Kısa Cevaplar,Hazır Cevaplar Hazır Cevaplar Hazır Kısa Cevaplar,Hazır Cevaplar Hazır Cevaplar Hazır Kısa Cevaplar,Hazır Cevaplar Hazır Cevaplar Hazır Kısa Cevaplar

Yorum (yok) Yorum yaz!

Hazır Cevaplar 10 Hazır Kısa Cevaplar

...Hazır Cevaplar...
(10)


Ne Zaman?
Amerikalı iş adamı, Çinliyle alay ederek sormuş.
- Mezarlarınıza koyduğunuz pirinçleri ölüleriniz ne Zaman yiyecek?
Çinli başını kaldırmadan cevap vermiş:
- Sizin ölüleriniz, koyduğunuz çiçekleri kokladığı Zaman.
 

Alanlar Gelseydi
Bir sergide ünlü romancı, ressam arkadaşına: "Kutlarım sergi açılışına bakanlar gelmiş" Bunun üzerine Ressam: "Ne önemi var ki, bakanlar geleceğine, keşke biraz da alanlar gelseydi. " der.
 

İlk Ameliyat
Hasta kendisini ameliyat edecek doktora titirek sesle - Doktor bey demiş biliyor musunuz bu benim ilk ameliyatım Doktor: - Farketmez diye cevap vermiş . Zaten benimde ilk ameliyatım bu olacak!
 

Meslek Sırrı
Yargıç, hırsıza şöyle sorar: "Söyle bakalım, soyduğun dükkana nasıl girdin?" Hırsız, biraz düşündükten sonra soruyu şöyle yanıtlar: "Efendim, biz buraya yargılanmaya mı, yoksa meslek sırrı vermeye mi geldik ." der
 

Dünyalar Kadar
Babama sordum: - Babacım beni ne kadar seviyorsun? Babam cevap verdi; - Oğlum,seni dünyalar kadar seviyorum. - Peki dedim, babacığım dünyanın değeri ne kadardır? - Beş para etmez oğlum..!
 

Benim Zekam Duruyor
Adam oğlunun okuldaki başarısıyla, sürekli övünürdü. Çocuğunun karnesini okurken gururla karısına: "Hiç şüphe yok, bu çocuk benim zekamı almış" dedi. Karısı şöyle cevap verdi:
- Orası doğru, çünkü benim zekam yerinde duruyor!
 

Neden İmtihan Ediyorsunuz
Öğretmen, öğrencilerin aklını karıştırmak için: - Çocuklar, demiş. Allah hepimizin cennete gitmesini istediği halde, neden bizi dünyaya göndermiş? Çocuklardan biri, soruya karşılık vermiş: - Öğretmenim, demiş. Şüphesiz ki siz bizim sınıf geçmemizi istiyorsunuz. O halde neden hepimize birer 10 vermeyip imtihan ediyorsunuz?..
 

Elma Rica Edeyim
İnkârcı bir Öğretmen, cebine şeker doldurduktan sonra, küçük öğrencilerine şöyle demiş: Eğer Allah varsa, isteyin bakalım size şeker verecek mi? Ama ben, var olduğum için, isterseniz size şeker verebilirim. Hem de derhal. Sınıfın en zeki çocuğu, Öğretmenin niyetini anlayıp, şunları söylemiş kendisine: - Bana şeker dokunuyor Öğretmenim. Onun yerine bir elma rica edeyim.
 

Tasdik
Ahmak bir adamın eline "Kıyafet ilmi"ne dair bir kitap geçer. Okurken şöyle bir yazı görür. Bir adamın başı küçük, sakalıyla boyu uzun olursa aklı az olur"
Meğer herifin de kitabın tarif ettiği gibi, başı küçük, sakalıyla boyu uzundur. Kendisini bu tarifin dışına çıkarmak ister. Ne yapması gerektiğini düşünür. Başını büyültmenin imkanı olmadığı gibi, boyunu kısaltması da mümkün değildir. Bari sakalımı küçülteyim diyerek şamdanı eline alır. Bir eliyle sakalının yarısını tuttuktan sonra ikinci yarısını mumun alevine yaklaştırır. Biraz yanıpta sıcaklık parmaklarının uçlarına dokununca eline çeker. Yüzü cascavlak kalır. Bunun üzerin hokkayı kalemi eline alarak kitabın kenarına şunları yazar:
- Bunun gerçek olduğu üzerinde yaptığım deneyle anlaşılmıştır. Dolayısıyla ben de tasdik ederim.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Hazır Cevaplar 9 Hazır Kısa Cevaplar

...Hazır Cevaplar...
(9)


Madalya
Bir gün Bismark, harpte yararlılık gösteren bir askere madalya takarken: - Asker, yüz altın mı istersin, yoksa bu madalyayı mı? Asker: - Madalyanın kıymeti nedir? der.
Bismark: - Maddi kıymeti aşağı- yukarı üç altın, diye cevap verir.
Asker : - Öyleyse 97 altınla madalyayı isterim! der.
 

Parmakla Alınabilseydi
Fransa hükümet ricalinden biri Napolyon' un bir muharebede tenkide kalkışıp parmağını harita üzerinde gezdirerek:
- Önce şurasını almalıydinız, sonra buradan geçerek ötesini zapdetmeliydiniz, gibi fikirler belirtmeye başlayınca, Napolyon:
- Evet, demiş. Onlar parmakla alınabilseydi dediğin gibi yapardım.
 

Mikrop
Yahudi hakimlerinin yönettiği meşhur Yahudi mahkemelerinde ölüm cezasına çarptırılan bir Alman generaline son arzusu sorulduğunda şu cevabı vermiş:
- İdam edilmeden önce Yahudi olmak istiyorum. Böylece dünyadan bir mikrop daha eksilmiş olur.
 

Fatih Niye Üstün
Napolyon, S. Helen adasında sürgün bulunduğu sırada 'Fatih mi yoksa siz mi büyüksünüz? Sorusunu soranlara şöyle cevap vermişti:
Büyüklükte ben onun çırağı bile olamam. Çünkü ben, kılıçla zaptettiğim yerleri henüz hayattayken geri vermiş bir bedbahtım. O ise; fethettiği yerleri nesilden nesile intikal ettirmenin sırrına ermiş bir bahtiyardır.
 

Hastalanınca
Komedyen Eddie Cortarla hastalanınca ne yapmak gerektiğini sormuşlar Hemen cevaplamış: - Mutlaka doktora gidin zira doktorun yaşaması gerek. Verdiği ilacı alın çünkü eczacının yaşaması gerek. Ama ilaçları sakın içmeyin zira sizinde yaşamanız gerek...
 

İğneleme
Bernard Shaw ile Churchill hiç geçinemez ve sık sık birbirlerini iğnelermiş. Bernard Shaw, oyununun ilk akşamında, oyuna Churchill'i davet etmiş ve iki davetiyeye de bir pusula iliştirmiş:
"Size iki davetiye gönderiyorum. Bir dostunuzu alıp gelebilirsiniz.
Tabii dostunuz varsa."
Churchill lâfın altında kalır mı, hemen cevap göndermiş:
"Maalesef o akşam başka bir yere söz verdiğim için oyununuzu seyretmeye gelemeyeceğim. İkinci akşam gelebilirim, tabii oyununuz ikinci akşam oynarsa."
 

Aynı dini Paylaşmak
Eski ağır siklet boks şampiyonu MuhammedAli, 11 Eylül günü yerle bir olan Dünya Ticaret Merkezi'ni olaydan bir ay kadar sonra ziyarete gittiğinde, gazeteciler kendisine; "şüpheliler ile aynı İslâm inancını paylaşmasından dolayı neler hissettiğini" sorarlar. Muhammed Ali nazikçe cevap verir:
- Peki siz Hitler'le aynı dini paylaşmaktan dolayı ne
hissediyorsunuz?
 

İspat
Bir rivayete göre, Betrand Russell ``Bana 1+1=1 olduğunu gösterin, size istediğiniz herşeyi ispat edeyim" dermiş. Bir gün, uyanığın teki üstada yanaşıp ``Kabul edelim ki, 1+1=1. Bize Papa olduğunu ispat edebilir misin?" diye sorar. Bir anlık duraksamadan sonra B. Russell şu ispatı yapar: ``Dünyada bir tane Papa var. Ben de birim. Demek ki, Papa ve Ben biriz."
 

Şans
Bir filozofa sormuslar:
"Şansa inanir misiniz?"
Filozof :
"Evet, yoksa sevmedigim insanlarin basarisini neyle aciklardim."
 

Zekâ
Bir bilgeye sordular: - Bir insanın zekasını nerden anlarsınız: - Konuşmasından - Ya hiç konuşmazsa. - O kadar akıllı insan yoktur ki?
 

http://turkce.yasamm.7.googlepages.com/ariiiiiiiii.gifServet
Meşhur bir filozofa:
- Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz?
diye sorulduğunda:
- Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan, demiş.
 

Bomboş
Adamın biri yakışıklı ve iyi giyinen bir gençle tanıştığında, onun son derece ahmakça sözler söylediğini görmüş ve kendisine, onun hakkındaki fikirleri soranlara şu cevabı vermiş:
- Muhteşem bir ev. Fakat içinde kimse yok. Bomboş.
 

Zaman Nedir?
Bir toplantı sırasında, o yörenin en bilge kişisine " Zaman nedir?" diye sorduklarında, ondan şu cevabı alırlar:
- Şimdi Zamanı anlatacak kadar Zamanım yok.
 

Tecrübe
İdam edilmek üzere olan bir mahkuma:
- Diyeceğin bir şey var mı? Diye sorduklarında
- Tecrübe kazandım, cevabını vermiş. Bu bana bir ders oldu.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Hazır Cevaplar 8 Hazır Kısa Cevaplar

...Hazır Cevaplar...
(8)


Şeker
Ahmet hoca, mesainin fazlalığından, fırsatını buldukça ufaktan kestirirdi. Birgün sohbet sırasında birisi, şeker hastalığının uyku yaptığından söz açtı ve "Ahmet hocanın şekeri olmasın?" diye sordu. Söze giren Ali Suad, gülerek şöyle cevap verdi: - Ahmet hocada şeker yok ama, şekerleme çok.
 

Uçan Tabak
Gökyüzünde birtakım uçan cisimlerin görüldüğü iddia edildiğinde, bunlara ilk önce "uçan tabak" adı veriliyormuş. Nizamettin Nazif, bu esrarengiz olay hakkında Prof. Salih Murad'ın fikrini sorarak: - Ne dersiniz, hocam? demiş. Bu uçan tabaklar sizce gerçek midir? Ve daha önce görülmüş müdür? Profesör:
- Elbette gerçektir, diye gülümsemiş. Karı koca arasında sık sık görülür.
 

Haksız Yere
Sokrat Ölüme mahkum edildiğinde, eşi:
- Haksız yere öldürülüyorsun, diye ağlamaya başlayınca, Sokrat:
- Ne yani, demiş. Birde haklı yere mi öldürülseydim!
 

Misafir
Ünlü Yunan bilgesi Sokrates'in evine, bir gün çok sayıda misafir gelmiş. yemeğe kalmaları gerekince, karısı Sokrates'i mutfağa çağırmış:
"Görüyorsun, çok az yemeğimiz var. Bunlar, konuklara yetmeyecek, acaba ne yapsak?"
Sokrates, düşünmüş, sonra:
"Gelen misafirler tok gözlü, alçak gönüllü iseler yeter, demiş. Yok eğer, bunlar aç gözlü, kendini beğenmiş kimselerdense, ne yapsak yetişmez."
 

Sağanak
Filozof Sokrates ve eşi, bir türlü iyi geçinemezlermiş. Bir gün eşi Sokrates'e verip veriştirmiş, ağzına geleni söylemiş. Bakmış kocası hiçbir tepki göstermiyor, bir kova suyu alıp başından aşağı boşaltmış.
Sokrates: "Bu kadar gök gürültüsünden sonra, bir zaten sağanak bekliyordum" demiş.
 

Vakit
Bir gün Eflatun, talebelerinden birini kumar oynarken yakalamış ve şiddetle azarlamış. Talebesi:
"İyi ama ben çok az bir parasına oynuyordum." diye itiraz edecek olunca Eflatun cevap vermiş:
"Ben seni kaybettiğin para için değil, kaybettiğin Zaman için azarlıyorum.
 

Ben Çekilirim
Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve felsefesiyle ünlü
filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka
hiçbirşeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe
geçmek mümkün değildir... Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa: "Ben
bir serserinin önünden kenara çekilmem" der. Diyojen, kenara çekilerek
gayet sakin şu karşılığı verir:
Ben çekilirim!!
 

Kulak
Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile'ye edepsizin biri: Üstad demiş, kulaklarınız bir insan için biraz büyük değil mi? Galile: - Doğru demiş. Benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama seninkiler de bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?
 

Şemsiye
Bir şemsiye tamircisi yazmış olduğu şiirlerini incelemesi için Şekspir'e gönderir. Ünlü yazarın cevabı şu olur: Dostum: Siz şemsiye yapın ,hep şemsiye yapın, sadece şemsiye yapın!!.
 

Akıl Vergisi
Dostlarında biri, Fransız kralı 15. Lui' ye:
- Majesteleri, demiş. Akıl vergisi almayı hiç düşündünüz mü? Hiç kimse budalalığı kabul etmeyeceğine göre, herkes böyle bir vergiyi seve seve öder.
Kral, alaylı alaylı gülerek:
- Hakikatten enteresan bir fikir, cevabını vermiş. Bu buluşunuza karşılık, sizi akıl vergisinden muaf tutuyorum.
 

Ağırlığınca Altın Eder
İngiliz şairlerinden Oscar Wilde, yazdığı bir şiiri, ressam arkadaşı Whistler'e getirmiş:
"Bak bakalım, demiş, nasıl bulacaksın?"
Ressam, şiiri okumuş, hiç bir şey demeden geri vermiş.
Oscar Wilde:
"Düşünceni söylemedin, demiş. Sence bu şiirin değeri nedir?"
Ressam:
Evet değerli buluyorum, diye karşılamış. Şiirin yazılı olduğu ince pelür kâğıdı göstererek.
"Ağırlığınca altın eder.."

Yorum (yok) Yorum yaz!

Hazır Cevaplar 7 Hazır Kısa Cevaplar

...Hazır Cevaplar...
(7)


Ne Diye Bindin
Necip Fazıl Kısakürek vapurla Karaköy'e geçerken yanına biri yaklaşıp:
- Üstad, diye sormuş. Peygamberlere ne diye gerek duyuldu, biz kendimiz yolumuzu bulabilirdik.
Necip Fazıl, okuduğu kitaptan başını kaldırmadan:
- Ne diye vapura bindin ki, cevabını vermiş. Yüzerek geçsene karşıya.
 

Neresi Akıyor?
Kırkağaç Kaymakamlık binasının tamir gerektiği bildirilince, merkezden yazı gelmiş.
Nelerin aktığını, yegan yegan bildiriniz.
Aynı Zamanda meşhur bir hicivci olan kaymakam Eşref, cevap yazmış.
- Muslukları hariç, her tarafı akıyor.
 

Elimi Yeni Yıkadım
Mehmet Akif, elini yıkadıktan sonra Neyzen Tevfik'in kendisine uzattığı havlunun kirini görünce, ister istemez.
- Hayır, demiş. Elimi daha yeni yıkadım.
 

Fazilet
Nihad Sami Banarlının anlattığına göre Yahya Kemal bir dönemdeki sohbetlerinde sık sık şöyle dermiş:
'Çocuklarımıza dediler ki:
- Selçuklu ve Osmanlı medeniyetin bilmemek fazilettir.
- Osmanlı devri Türkçesini bilmemek fazilettir.
- Fuzuli'yi, Nedim'i, Namık Kemal'i, Hamid'i, Fikret'i bilmemek bir fazilettir.
- Hasılı, ... bilmemek bir fazilettir.
Çocuklarımız bir de baktılar ki meğer ne çok faziletleri varmış.'
 

İstanbul'a Dönüşünü
Yahya Kemal'a "Ankara'nın en çok hangi tarafını seviyorsunuz" diye sorduklarında şu cevabı vermiş:
- İstanbul'a dönüşünü.
 

Ne Alırsınız?
Yahya Kemal, çok şişman olduğu için, bir yokuşun sonundaki dükkanın önünde dinlenirken, içeriden çıkan tezgâhtar:
- Buyrun beyim, diye atılmış, ne alırsınız?
Yahya Kemal tebessüm ederek:
- Evladım müsaade edersen bir nefes alacağım.
 

Yahudiler
Necip Fazıl Kısakürek, "Yahudiler hakkında ne düşünüyorsunuz?" sorusuna şu cevabı vermişti.
- Yahudiler mi dediniz? Onlar yumurtalarını pişirmek için dünyayı ateşe veren lanetlilerdir.
 

Arkamı Döneyim
Necip Fazıl Kısakürek, sakal bırakmaya karar verir ve bırakır. Sakallı halini görenler şaşırırlar. Hatta bazıları hakaret etmek bile ister. Fakat üstad bu. Hiç lafın altında kalır mı? Adama laik olduğu cevabı verir. Üstadin sakallı halini gören biri, üstada hakaret etmek için karşısına geçip sakallı halini kasderek;
- "Yahu Maymuna dönmüşsün!" der.
Bu söz üzerine üstad adama haddini bildirir:
- "Öylemiii, peki o Zaman arkamı döneyim!.."
 

Üstüne Etme!
Bir gün, Necip Fazıl hoşlanmadığı birisiyle yemek yemek zorunda kalmış.Yemek için bir lokantaya gidip, normal bir masaya oturmuşlar. Garson siparişleri almak üzere masalarına gelip;
- Hoş geldiniz efendim, ne alırsınız, ne arzu etmiştiniz? diye sorar.
Necip Fazıl ile yemeğe gelen adam siparişini verir;
- Pilavın üstüne et!
Bunun üzerine garson Necip Fazıl dönerek siparişini sorar; Üstad da şöyle der;
- Benim, pilavın üstüne etme!
 

Derinlemesine
Batıl din ve ideolojileri, neden derinlemesine incelemek gerekmiyor? Diye sorduklarında, Mehmet Salah şu cevabı vermişti:
- Bir yemeğin bozuk olduğunu anlamak için, tamamını yemek icap etmez.
 

Hangi kitapları Okur
Eski kitapçılardan Arif Polat'ın dükkanına gelen bir tanıdığı, çeşitli kitapları inceleyip:
- "Bazı kitaplara bakıyorum da; bunları kim okur, diye merak ediyorum" deyince, Arif Polat başını kaldırmadan şu cevap vermiş:
- Ben de bazı insanlara bakıyorum da, bunlar hangi kitapları okur, diye merak ediyorum.
 

Keramet
Son derece cahil bir arkadaşı, Mustafa Nihad Özön'e ilim satmak isteyen bir tavırla:
- Seninle aynı Zamanda aynı şeyi düşünsek, buna telepati mi derler? diye sorunca, ondan şu cevabı almış:
- Hayır, dostum, buna keramet derler!...
 

İlgi
Peyzaj mimarlarından Mevlüt Baysal, gittiği lokantada bir saat beklemek zorunda kalmış. Nihayet bir garson gelip sormuş:
- Ne isterdiniz?
Mevlüt Baysal, kibarca cevap vermiş.
- Bir porsiyon ilgi lütfen!..

Yorum (yok) Yorum yaz!

Hazır Cevaplar 6 Hazır Kısa Cevaplar

...Hazır Cevaplar...
(6)

İçeri Alamadığımız Günler Oldu
Mehmet Akif görevli olarak Berlin'e gitmişti. Orada tanıştığı bir Alman kadinı:
- Affedersiniz, sizin şair olduğunuzu duydum. O halde merhametli bir kalbiniz olması lazım. Diyorlar ki, memleketinizde kadinları içeri kilitler, sokağa çıkmalarını engellermişsiniz. Onlara acımıyor musunuz?
Mehmet Akif şu cevabı verir:
- Yalanınız yok yanlışınız var madam. Biz kadinlarımızı içeriden dışarıya çıkarmıyor değiliz. Fakat dışarıdan içeriye alamadığımız günler çoktur.
 

Bülbül
M. Akif yapmacıklı jest ve mimiklerle şiir okuyanlarda hoşlanmazdı. Bir gün böyle biri, Taceddin Dergâhında Akif'in bülbül şiirini okur. Bu okuyuşa canı sıkılan Akif, şöyle söylenir:
- Bu bülbül bizim Bülbül'e benziyordu ama, adam ne kanadinı bıraktı, ne kuyruğunu!..
 

Eldivenim Yoktu
Şu edepsize neden bir tokat vurmadin derler Cenap Şehabettine. O da, eldivenim yoktu iğrendim der...
 

Kendimize Benzettik
Bir sohbet sırasında Arif Nihat'a;
- Eğilir, bükülür, katlanır, istenilen şekle kolayca sokulur bir cam keşfedilmiş, derler.
Arif Nihat buna şöyle cevap verir:
- Desenize eninde sonunda camı da kendimize benzettik.
 

Dilememiştir
Elmalılı Hamdi Yazır'a:
- Allah dilediğine hidayet verebilir mi? Diye sormuşlar.
- Evet, verebilirdi demiş.
- O halde niçin vermemiş? dediklerinde ise şunları söylemiş:
- Vermediğine göre dilememiş, demektir.
 

Allah Allah
Serdengeçti'ye sormuşlar:
- Konuşmalarında "Allah" kelimesini neden bu kadar çok kullanıyorsun?
Serdengeçti, kendisinden beklenen cevabı vermekte gecikmemiş:
- Allah Allah yahu, hiç haberim yoktu.
 

Kiralık Ev
Bir toplantıda bazı büyük adamların ölümünden sonra onlara yaşadıkları evlerin bir müze haline getirildiği ve üzerine levhalar asıldığı konu edilirken, toplantıya katılan şair Nazım, Süleyman Nazif'e dönerek: Üstad ben ölünce kapımın üzerindeki levhaya ne yazarlar. Süleyman Nazif gayet ciddi: Kiralık Ev.
 

Evde Kılardı
İsmet İnönü'nün dinden uzak bir hayat yaşadığını, Cumaları bile kılmadığını aralarında konuşan gazetecilere bir basın toplantısında oğlu Erdal İnönü'nün açıklaması şöyle olmuş:
- Nereden biliyorsunuz? Babam Cuma namazlarını evde kılardı.
 

Namaz
Vehbi Karakaş hocaya gençlerden biri:
- Hocam gündüz işteyim. O gün kılamadığım namazlarımı akşam eve dönünce kaza etsem olmaz mı? Diye sorunca:
- Sen askersin farzedelim. Komutan sana günde beş defa haber gönderse, sen gitmeyip de akşam komutanının huzuruna çıksan, üst üste üç selam veya beş selam çaksan olur mu? Der.
 

At Nalı Kadıköy Camiinde vaaz vermekte olan O. Demirci Hocaya:
- Hocam, diye sormuşlar. At nalını evimizin kapısına asarsak uğur getirir mi?
Demirci hoca:
- Zannetmiyorum, diye cevap vermiş. Onlardan her atta dört tane var ama, bütün gün kamçı yiyip duruyorlar.

Yorum (yok) Yorum yaz!

sağlıklı yaşam Bilgiliyiz e-tavsiye hisse lpn to rn programs tatil yerleri Hairstyles hair Hair styles e-filozof emo hair